Freitag, 31. Dezember 2010

gercek dram

cok uzun zamandan beri insanoglunun aklini kullanmadigini düsünüyorum, insanoglu güdüleriyle, mekanik davranis sekilleriyle hareket ediyor, tarihte bir kac kisi gelmis aklini kullanmis eyvallah, isim vermeye gerek yok, burdan kapitalizme girmeyede gerek yok, bilinen bir sey gevelenmis olur  -cogu zaman oldugu gibi.
Platon yada Aristoteles'te aklini kullanmak, yani gercekten düsünmek 'düsüncelerini tanrinin boyutuna kaldirmak'. bu tanri inancindan cok mutlak düsüncenin altini ciziyor.
sürekli aklin pesinden kosuyor gibiyim, kullandigim zaman eminim hissedicem bunu.

Kommentare:

  1. çok iyi anlıyorum dediklerini dream white. :)
    bakıyorsun ve gördüğün manzara canını sıkıyor ve çoğu kez karamsarlığa düşüyorsun belki.
    bütün bunları düşününce üzerinde durmak istememeni ve "gerçek dram" deyip özetlemeni çok iyi anlıyorum. :)

    AntwortenLöschen
  2. aklın bir çok konuda beş para etmediğini söyleyebilirim. iç güdüyle yaşamak ise daha eğlenceli. akıl sonuçları öngörebilir, içgüdü ise bunu düşünmez elbette, yaşayıp ve görür. akıl dediğimiz şey eninde sonunda bizi aynı sokağa götürür. içgüdüyle beraber gideceğiniz sokakların haddi hesabı yoktur.

    AntwortenLöschen
  3. gecenler bir arkadasla bu konuyu konusurken bana havuza düsmüs ve bogulma tehlikesi yasayan bir cocugun örnegini verdi, etrafinda durumu izleyen birisinin Kant'in kategorik emrini (imperativ) kullandiginda kaybedecegi zaman yüzünden cocugun bogulacagini iddia etti, (kesin bogulur orasi belli).
    ama zaten akli kullanmak derken orda burda akli kullanma cabalarimizdan bahsetmiyorum, o yüzden verilen örnek konu disinda kaliyor, cünkü düsüncenin yansizliga olan ilk durumu sadece belli bir dereceye kadar gündelik hayatimizin anlamli bir sekilde üstesinden gelmemizi sagliyor - diyor bu argüman, ve insan sürekli düsünseydi hareket etmesini engellerdi kosulundan yola cikiyor. ayni zamanda 'düsünmek' kramp dolu bir eylem olarak ele aliniyor.
    ayni zamanda benim elestirdigim noktayi bilincsiz bir sekilde tasdiklemis oluyor böylelikle. cünkü düsünürken gercekten cok az ve belki hic aklimizi kullanmiyoruz, bizden önce düsünülenleri tekrarliyoruz, yada yanlis kosullurla düsünmeye calisiyoruz, bu da ister istemez bir kramp yaratiyor. verilen argümanin konu disinda oldugu sebebi zaten bir cocugu bogulma tehlikesi yasarken verilmesi gereken kararin hangi boyutta olmasi degil, yani mekanik bir kararmi yoksa aklimi kullanmasi gerekir degil soru.

    :adam, baya uzun bir zamandan beri yoktun, nerdeyse yazmaktan vazgectin sandim, beni anlamanda zaten bu durumu kollektif bir sekilde yasadigimizi gösteriyor, sonumuz hayir ola..

    :gerisi önemli degil, neden aklin bizi hep ayni sokaga götürdügünü düsünüyorsun anlamadim, aklin icerinin farkliligi kadar farkli sonuclar var, icgüdüsel dedigin sey belki sadece davranis sorumsuzlugu istemi, arzusudur, yada icgüdüsel dedigin sey senin cok önceden kararlastirip vermis oldugun davranis bicimi modelleridir, gerci orasini bilemem ama yinede ihtimal vermekten cekinmiyorum.

    AntwortenLöschen
  4. yazarak, söyleyerek bir şekilde anlatmak iyi ediyor. yazmadığım süre boyunca www.formspring.me diye bir site var. orada epeyce takıldım. üye olan herkesin birbirine soru sorup, cevap verebildiği bir site. format soru sorma ve cevap verme üzerine yani. en saçma sorulara bile uzunca cevaplar verdiğim oldu. maksat yazmaktı, anlatmaktı çünkü.

    buralardayız yani dream white. :)

    AntwortenLöschen
  5. aynı sokağa çıkma konusunda kendi yaşadıklarımdan yola çıktım. ne düşünürsen düşün, hangi yoldan gidersen git, eninde sonunda aynı sokağa çıkıyorsun. değişen bir durum olmuyor.

    bir insan aklını vicdani duyarlılığını geliştirmekte kullandıktan sonra geri kalan hayatında kullanmasa da olur. kalan hayatı tamamen iç güdüsel yaşasa daha da çok eğleneceğine eminim. iç güdü ile hareket etmek belirsizlik demektir ve bu durum akıldan çok daha eğlencelidir. her şeyde aklı kullanmaya, düşünmeye hiç gerek yok.

    AntwortenLöschen
  6. ben her seyde akil kullanmaktan bahsetmiyorum, insanin ciddi anlamda aklini kullanmadigini düsünüyorum.

    baska bir soru sormak istiyorum, madem ic güdü dedin,
    bana hem ic güdüyü savunup hem de savunmaya bilirmiydin?

    AntwortenLöschen
  7. sorduğunuz sorunun niyetini anladım sanırım!

    bakın, günümüzde akıllı olmak, aklı kullanmak sizin anlatmak istediğinizden başka anlamlarda kullanılıyor sanırım. akıllı olmak = çakallık diye özetleyebilirim. nerede bir çakal var, dolandırıcı var, hepsi akıllı insanlardır!

    yani aslında akıllı olduğunu sanan kişiler aptaldır ve iradesini başkasına teslim etmiş kişidir.

    içgüdü ise bambaşka bir şey. zeka, içgüdüleri eyleme dönüştürme becerisidir ve hazzın girintili çıkıntılı yollarında bize yol gösterir, onu keşfetmemimizi sağlar. bu yüzden diyorum ki akıl vicdani duyarlılığı geliştirdikten sonra kesinlikle kullanılmamalı. zeka ve içgüdülerimiz bize yeter. akıllı olmak, köleliktir. sadece yönetici sınıf çalışanlarının akıllı olmasını ister. ama zeki olmasını istemez.

    AntwortenLöschen
  8. tabi akilli olmakla akli kullanmak arasinda bir anlam farki var, bu da kavrama yerlestirilmis olan anlam, akilli olmak daha cok uygun davranmak anlamina geliyor, bense yazdim seninde söyledigin gibi bundan bahsetmiyorum.
    her insan aklini kullanmiyor, daha cok mekaniklesmis bir akildan bahsedebiliriz, sonra zeki olmak belirli bir takim seyleri anlamaya yetsede akli oldugu gibi kullanma anlamina gelmiyor bence, ben zekiligi biraz uyanikliligin yaninda bir yerde görüyorum.
    aklimizi kullanmak bizi akilli biri haline getirmiycek getirse getirse daha bilge bir insan haline getircek.
    bilge olan insanda zevk almayi bilir ve zevkini alir hayattan, bilgelik sanildigi gibi sıkıcı bir varolus sekli degil bence.

    AntwortenLöschen