Donnerstag, 4. Februar 2010

ekonomi ve dengesizlik problemi

gecenler ögretmen olan bir arkadasim almanca ögrenmek isteyen göcmen ögrencilerine, viyana'nin cografik anlamda bir cukura denk geldigi icin sehir olarak sansiz bir durumda oldugunu anlatmis, cünki üstü sürekli sis oldugu icin günes bir türlü gözükmüyormus - buraya kadar gercekten dogru - dolayisiyla avusturya'lilar bu yüzden mutsuzlarmis, onlara kizmamak lazimmis, yoksa onlar kötü insanlar digilmis. iste burasindan biraz süpheliyim. tabi ki kötü insan degiller orasi belli, yani hangi irk
kötüdür,böyle bisi yok, ama mutsuzluklarinin sebebi gercekten sadece günessizlikmi orasi tartisilir.
Sonucta viyana hayat kalitesi bakimindan avrupanin en iyi sehri secildi, dünya capinda ücüncü sirada, yani kapitalizmin en ilerlemis halini yasayan bi sehir, yani kontol toplumu olarak ilk sirada demektir bu, görüldügü gibi gurur duycak bir yeri yok, cünki bu cok net bi durum, kendisine bu kadar yabancilastirilmis bir sehir nasil mutlu olabilir, iktidarin bu kadar iyi oturtuldugu bir yer nasil mutluluktan bahsedebilir daha, intihar orani yüksek olan bir sehir hangi hayat kalitesinden bahsediyor daha, iyice paranoyaklasmis bir toplum en uslu tüketici mantigi galiba.

belki piyasa ile anthropolojiyi ayri tutmak lazim, bu tür ayrimlari ekonomistler yapmiyor, bunun yanisira onlar icin iki farkli olgu bir diyagramda bulusabiliyor, bir matematikci icin sacma bi islem ekonomist icin en dogal is olabiliyor, bir düsünür icin en anlamsiz kiyaslama bir ekonomist icin en dogru kiyas olabiliyor, zaten ekonomistlerin en büyük basarisi iki farkli unsuru, degeri -mesela arz ve talep gibi iki farkli degeri - bir diyagrama yerlestirmek, dengesizligin dengesini yapmaya calisiyor, bu zaten bastan cürümeye mahkum bi teori. teori az kalir cünki dünyanin, hayatin, insanin gercegi oldu bu denge, bu dengeye göre calisan bir piyasa, ve buna göre calisan bir akil, dolayisiyla yasayan bir insan sekli.
bunun yanisira bu dengeyi kavramak icin insa edilen bir ekonomi bilimi, espiri gibi bisi aslinda. nasil rekabet olustururum ve nasil rakiplerimi ortadan kaldiririmi ögreten bir bilim var gercekten, bunu ögreten üniversiteler var, ve burda okumak icin can atan insanciklar var, ne kadar garip, tereyagindan kil ceker gibi nasil cinayet islerim sorusu bu aslinda, ve bunu ögrenmenin yollari, apacik ulu orta yerde bir üniversitede cinayet planini ezberlemeye, anlamaya, benimsemeye calisan tipler.

Bunlar iste bir  Ali Agca gibi, bütün cezalandirilmis 'katiller' gibi istisnai gayet insani bir durum yasayanlar digil, bunlar sistematik cinayet gelenegini ayakta tutmaya calisan, enstütülestiren, bir bilim haline getiren, bir hayat sekli haline sokan gercek katiller. medeni mantigin bittigi, akil almaz bi ekonomi mantigini basladi bir yer, yani gercek savasin, gercek kanin akitildigi yer.
herifler ciddi ciddi 'daha cok kimin elinde kan var'in  yarisina giriyorlar ve bunun icin ödüllendiriliyorlar, bu yüzden bir viyana yasam kalitesi en iyi sehir secilebiliyor, bu yüzden ekonimi ödülleri verilebiliyor, tek kelimeyle müthis bir can alis, cünki en temiz cinayet.

Kommentare:

  1. http://www.youtube.com/watch?v=gEAUv_jr_aI&feature=related

    AntwortenLöschen
  2. ekonomi okudum ve çarkın nasıl işlediğini öğrendim. rekabet, ezme, yok etme üniversitede verilmiyor ki sadece. daha küçük yaşta ailede başlıyor bu eğitim. hırs, açgözlülük, ezme, gereksiz tüketim vb şeyler kapitalizmle ortaya çıkmadı bilinir ki.

    AntwortenLöschen
  3. evet kapitalizmle ortaya cikmadi haklisin, ama enstitülesmesi 19. yüzyilda gerceklesti, 18. yüzyildada zaten aile ekonomisini örnek almaya baslayarak ekonomi teorisi gelistirmeye calisti devlet. yani ekonomi 19. yüzyilin ana kavrami oldu ve herkes bunun üzerine kafa patlatmaya basladi. kapitalizm insan egosuna cevap veren en uygun ideoloji desek, yanlis bisi söylemis olmayiz sanirim hocam?

    AntwortenLöschen
  4. Hum bütün filmi izlemedim ama sanirim bu sahneyle ne demek istedigini anladim, iyi bir metafor (güclü ve savunmasiz arasindaki iliskiyi anlatan).

    AntwortenLöschen
  5. haklısın dream white. adam smith amca sağolsun işin kitabını yazmış ve ardından çarklar dönmeye başlamış. neymiş? bireyler kendi menfaatlerini düşünürlermiş bu da toplumun ekonomik olarak gelişimini sağlarmış. arz ve talep birbirini dengelermiş. bakmışlar olmuyor, sosyal devlet olgusunu ortaya atmışlar. onu da düzgün işletmiyorlar.

    AntwortenLöschen
  6. benim cok iyi bir arkadasimda bu bölümü okudu, ama o herseyin bilincindeydi, senin daha felsefe okudugunu düsünmüstüm, maalesef böyle bir sistemde ekonomi okumak en mantikli davranis.

    AntwortenLöschen
  7. bir 'bilim' olarak ekonominin denge durumlarının peşinde koşması çok doğal. bu bilimin içindeki teoriler ve onların üzerine bina edilmiş sistemlerin eksik/kusur/kötü niyet/acımasızlıklarının, bilimin bizatihi kendisine değil; o teorileri geliştirenlere ve/veya uygulamada insanlığın zararına işletenlere mâledilmesi gerektiği inancındayım.

    gerçek hayat ise, 'dengesizliklerin dengesi' kanımca. ortada oluşmuş/oluşturulmuş ve hatta hâlâ oluş/oluşturulma halinde olan birçok dengesizlik var. bunların korunup sürdürülmesi ve fakat toplamının bir denge hâli sağlaması gerekiyor. gizli zanaat budur.

    elbette aynı toplam dengeye, sözünü ettiğim mikro dengesizliklerin her birini -olabildiğince- kendi içinde çözümleyip dengeye getirmek suretiyle de ulaşılabilir. ancak o takdirde 'hayat' olamıyor galiba (örnek: viyana.)

    sürdürülebilir gerçek hayatın ön koşulunun dengesizliklerden oluşan bir denge durumunun korunması olduğu dikkate alındığında ekonomi ile felsefe de bir araya gelebilecek muhtemelen.

    sorgulayan yazınız için tebrik.. eyv.

    AntwortenLöschen
  8. tabi haklisin bütün denge arayislari dengesizliklerin dengesini aramak, ve tabi bunun bi mantigi var, dogadada görüyoruz bunu, ve ordada görülen en iyi uyusabilcek olgularin birlesmesi, en basit örnegide zaten yemek yapma eyleminde görüyoruz. ama bence dedigim gibi uyusabilcek olan var uyusamiycak olan var. bu konuda sanirim hemfikiriz.

    bugün bu dengesizlik anlayisinin icinde zaten felsefe ve ekonomi dengesini istedikleri gibi yaratmis durumdalar, kapitalizm icin nerdeyse mümkün olmayan bir sey yok bildigin gibi, en sacma birlesimler meydana gelebiliyor. hatta felsefeyi akil almaz sirket profillerini anlatmak icin kullanabiliyorlar, burda felsefeyi yücelestirmiyorum, katiyen, ama garip olan yönü felsefenin en cok kullanildigi alan birden sirket felsefesi menü-buttonu olabiliyor. aslinda komik.

    bilim dedinde, bence durumlar bu kadar masum digil, bilimin kendisi bugün endüstri mantigiyla calisiyor, bilim bu konuda kendi arastirmasini objelestirmiyor, yani kendini yargilamiyor, bu tür bi elestiri yapilirsa distan yapiliyor, ayni zamanda bu mantigini cin'e bile kabul ettirmis durumda, belki biraz rusya'da durumlar farkli, bilemiycem orayi, ama bütün dünyada kullanilan bir mantik var, o da avrupanin bilim mantigi, o da endüstrial bir mantik üzerine kurulu artik, hepside digil tabiki, aralarinda bir kac bölüm kendi idealizmini korumaya calisiyor. dünyanin bir kac noktasinda garip laboratuvar arastirmalarina bas kaldiran arastirmacilarda var, tek tük okuyoruz bazen gazetelerde.
    bu bölümlerin arasinda en garip buldugum tabiki ekonomi, bu tür bilim dalinin olmasi icerikleri yüzünden cok garib bir sey.

    AntwortenLöschen
  9. üniversitede felsefe okumadım ama felsefe kitapları okudum az çok.
    ekonomi okuduğum için de pişman değilim. işleyişi görmek, anlamak açısından çok faydalı oldu.

    AntwortenLöschen