Dienstag, 9. März 2010

fizikalizm

dünyayla olan iliskimizi belirleyen herhangi bir fikir yada ideoloji bizi dünyayla baristirmakla beraber aklin gelismesine acik olup, gündelik hayatimizdaki hareketlerimizi yapilandirip düzenleyebilen rasyonel prensiplerden olusmali. (böylelikle toplumsal bir yapisi olmasi gerektigini belirtmeyi önemsiz buldugum icin parantez icine almakla yetiniyorum).
dolayisiyla fizikalizm, psikolojizm, nihilizm, formalizm (lojik) ilkin indirgemecilik kapsaminda cok basarili duruslardir.
iclerinde en aptal durus ise fizikalizmdir, zarari sadece akla olmayarak ayni zamanda fizik disiplininedir. fizik bize bugün gerceklerden cok varsayim üzerine kurulu modeller sunsada, endüstri icin calissada fizigin önemini anlamayana anlatmak zaten gereksizdir. bununla beraber fizik (bilimi) zaten gerceklerle ugrasmaz, sadece olgulari arastirip tanimlar demekte sanirim önemsiz, ama burdan yola cikarak sadece fizik dünyasinin dedigine inanirim diyen kisi fizikalizm savunucusudur.

Gercekten fizigin hic bir zaman gercegi bulmak gibi bir iddiasi olmayarak -zaten uyguladigi metot buna izin vermez, o buldugu sonuclari diger disiplinlerin yorumlarina acmistir. kendi icerisinde sadece fiziksel modellerin (Bohr/Einstein, Heisenberg,..) celiskisiyle ugrasmayip ayni zamanda kavram tanimlama savasi vermistir; mesela einstein öncesine kadar kütle tanimi yoktur ve bugünkü kullanilan kütle tanimi yine einstein'dan ve termodinamiktendir, yada bir baska örnek olan enerji tanimi. burda tanimdan kast formalize etmek, yani hesaplanabilcek bir denkleme, formüle oturtmak demek. fizik disiplini dedigimiz zaman karsimizda bize bugün dünyayi aciklamaktan cok olgulari tanimlamak zorunda kalan bir disiplin cikiyor.



zaten isin ilginc olan yanida hic bir fizik okuyan arkadasimin, yada kitabini okudugum fizikcinin fizikalizm savunucusu olmayisi, tam tersi hep disiplin disi olan insanlarin bu durusu savunmasi - gerci bunun sebebide zaten bellidir. ayni sekilde bu fenomen bütün diger disiplinler icinde gecerli. burdan sonuc olarak cikardigim: insan anlamadigini ya yüceltiyor yada kücümsüyor. ne zaman yüceltiyor ne zaman kücümsüyor sorusunun cevabida sanirim: egilimine bagli olarak olsa gerek.

Kommentare:

  1. Sayın hocam :) , zaten sorulara kesin, net cevaplar beklemiyordum. Biraz daha didikleni bekliyordum sadece. Bu sorular karşısında başkalarının düşüncelerini önemsiyorum o yüzden sorup faydalanmaya çalıştım.

    Açıklama için teşekkür ederim.
    Bu tür sorulara kafa yormak bence gayet mantıklı. Hatalı dil konusunu da kendi adıma önemsemiyorum.

    AntwortenLöschen
  2. insanin kendisiyle arada bir dalga gecebilmesi önemli.

    AntwortenLöschen
  3. Kişinin kendiyle dalga geçebilmesi güzel bir şey elbette. Olgun insan yapar böyle şeyler.
    Ne aşırı ciddiyet ne de aşırı sululuk iyi değildir, sanırım hocan önceden ciddiyette aşırıymış ama şimdi normalleşmiş biraz. :)

    AntwortenLöschen
  4. Selamlar,

    aklın mantığın ötesinde olması gerektiğini anlıyorum. Ama rasyonel prensiplerin ne olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Çünkü rasyonel olmayan bir prensip aradığımda aklıma hep çelişkili ifadeler geliyor. o zaman sanki rasyonelliğin ölçüsü tutarlılıkmış gibi geliyor. Ama açıkçası, tutarlılığı da mantıksal formalizmin dışında anlayamıyorum.

    Benim bildiğim tutarlılık mantıklılıktır. Bir dil oluşturulur, sonra da bir mantık sistemi seçilir ihtiyaca göre. Başlangıç kabulleri ya da aksiyomlar seçilir ve işe başlanır.

    Bunun dışında bir tutarlılıktan bahsedebilir miyiz? Ya da akılcı derken tutarlılığın da mı ötesinde bir şeyden bahsediyoruz?

    sevgilerle

    AntwortenLöschen
  5. akıl, tutarlılığın ötesine geçmişse, rahibeler striptiz yapıyor demektir. oyunkuran, haklısın. katılıyorum sana.

    AntwortenLöschen
  6. aa,
    hakkaten anlamadığım için sormuştum, bir şey iddia etmemiştim. hem rahibeler ortaçağda striptiz yapmış olsalardı kilise kurumu çökerdi, tüm Avrupa rahat ederdi. Belki aydınlanmayı daha erken yaşardık :)

    dream white,
    sağolasın açıklaman için. Biraz düşünmem lazım üstüne. çok cahilce bir soru olacak ama, saydığın üç an tasviri de üç aksiyom değil mi?
    onların da savunması var diyelim, o zaman o savunmada da kaçınılmaz olarak bazı ilkeler kullanılmayacak mı, savunmanın içinde savunulmayan?

    AntwortenLöschen